SAĞLIK HİZMETLERİ

Amacımız

     Doktor ve hemşirenin görev yaptığı merkezimizin amacı; öğrenci ve çalışanların sağlık kapasitesini yükseltmek, çalışana ve öğrenciye okul ortamından gelebilecek zararları önlemek, çalışan ile iş, öğrenci ile eğitim faaliyetleri arasındaki uyumu sağlamak ve sağlık konusunda  bireylere eğitici hizmet vermektir.

        Merkezimizde öğrencilerin ve çalışanların poliklinik başvuruları değerlendirilerek tedavileri yapılmakta, gerektiğinde ise 2. veya 3. basamak sağlık kuruluşlarına  sevk önerilmektedir. Sağlık merkezimiz tarafından takibi yapılan öğrenci ve çalışanlarımızın tıbbi müşahedesi de merkezimizde gerçekleştirilmektedir. Kronik hastalığı olan öğrencilerimizin takibi ve tedavisi de sağlık merkezimizin kontrolünde yürütülmektedir.

        Ayrıca öğrencilerimizin özel sağlık durumları ile ilgili bilgilerin Sağlık Merkezimize velilerimizce bildirilmesi gerekmektedir. Öğrencimizin okul saatlerinde ilaç kullanması gerekiyorsa tedavisinin gün içinde aksamaması ve devamı için ilaçların öğrencimizin ailesi tarafından Sağlık Merkezi personeline (doktor veya hemşire) teslim edilmesi gerekmektedir.

Koruyucu Sağlık Hizmetlerimiz

-Okula yeni başlayan öğrencilerin ve işe başlayan personelin sağlık muayeneleri, 

-Okul dönemi aşı uygulamalarının velilerimize duyurulması, aşılamanın velinin onayı çerçevesinde Sağlık Bakanlığı görevlileri tarafından gerçekleştirilmesi, 

-İhtiyaca göre sağlık taramaları,


-Çevre sağlığı - sanitasyon hizmetleri, okul sağlık gezileri ile gıda ve gıda nevi işlerde çalışanların sağlık kontrollerinin takibi,

ACİL DURUM!

            Okul kazaları ve akut gelişen acil hastalıklarda ilk müdahale sağlık merkezimizde veya olay yerinde yapılmaktadır. Hastaneye gitmesi gereken acil vak’alar Sağlık Bakanlığı 112 Acil Ambulansları ile götürülmektedir. Öğrencimizin hastaneye acil götürülmesi gereken durumlarda veli bilgilendirilmekte ve öğrenci, veliye  bildirilen hastaneye ulaştırılmaktadır. Veliye ulaşılamadığı durumlarda okul tıbbi gerekleri yerine getirmek üzere öğrenciyi, ambulans ekibi ve öğretmen eşliğinde en yakın hastaneye ulaştırmaktadır.

SPOR YARALANMALARI!

            Spor yaralanmaları genel olarak sportif aktiviteler sırasında meydana gelen her türlü hasarın genel adına spor yaralanması denir.

1- Spor yaralanmalarının nedenleri nelerdir?
           

            Spor yaralanmalarının oluşumuna neden olan faktörleri iki başlık altında toplayabiliriz. Bunlar kişiye ait çevresel faktörlerdir.

            Kişisel faktörler: Fiziksel eksiklikler (kas zayıflığı), aşırı egzersize bağlı kas sertlikleri, psikolojik faktörler (aşırı istek, hırs), geçirilmiş tam tedavi edilmemiş yaralanmalar.

            Çevresel faktörler: Yetersiz spor tekniği ve kötü antrenman, kötü malzeme kullanımı (zemine ve yapılan spora uygun olmayan ayakkabı seçimi), kötü hava şartları, ıslak ve kaygan zemin, kurallara uymamak.

2-Spor yaralanmalarının önlenmesindeki genel kurallar nelerdir?                                        

            Öncelikle ilk yapılması gereken konu spor yapanların kendi vücutlarını iyi tanımaları önemlidir. Spor yapalar vücutlarının kapasitesini bilmeli kendilerini aşırı zorlamamalıdır. Sakatlık geçiren bir kişi yeniden spora başlamadan önce bir doktora danışmalı sonra spor yapmalıdır.

            Spor yaralanmalarının oluşmasında en önemli etkenlerden biri de yetersiz ısınmadır. Bu nedenle ısınmaya ve özellikle germe egzersizlerine büyük önem verilmelidir.

            Burada fiziksel aktivite sonrası yapılacak soğuma da önem taşımaktadır. Her aktivite sonrası mutlaka soğuma egzersizleri yapılmalıdır. Germe egzersizlerini aktiviteyi takiben yapmak aktivite öncesi kadar değerli ve önemlidir.

GRİBİ ANLAMAK

            Genellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbaharın ilk aylarında görülen grip, şikayetleri uzun süren, arkasında inatçı öksürük bırakabilen ve virüslerle bulaşan bir hastalıktır. Bu dönemlerdeki soğuk hava, artan nem, kalabalık ve sıkışık ortamlar (okul, alışveriş merkezleri) gribe zemin hazırlar.

            Grip öncelikle en çok karıştığı soğuk algınlığından ayırt edilmelidir. Yavaş gelişen halsizlik, hapşırık, burun akıntısı, burun tıkanıklığı,  boğaz ağrısı, ses kısıklığı ve hafif öksürük gibi belirtiler soğuk algınlığının tipik belirtileridir. Bu tablo içerisinde ateş yükselmesi belirgin olmadığından ve nadiren tüm vücutta kırgınlık hissedildiğinden soğuk algınlığı ayakta ve hafif olarak atlatılır.

            Grip belirtileri ise aniden ve yoğun olarak ortaya çıkar. Hasta sabah işe giderken iyidir ancak saatler içerisinde klinik tablo ortaya çıkar. Bunlar ani gelen üşüme, titreme, aşırı halsizlik ve kırgınlık, yüksek ateş, yaygın eklem ve kas ağrıları, baş ağrısı, özellikle göğüste rahatsızlık ( baskı, ağrı hissi) olarak hissedilir. Tabloya kuru karakterde öksürük, özellikle çocuklarda bulantı, kusma ve ishal eşlik edebilir. Bazen burun tıkanıklığı, hapşırma ve nadiren boğaz ağrısı görülebilir.

            Hastalığa neden olan virüs sağlıklı insanlara hava ve temas yolu ile bulaşır. Hasta öksürdüğünde milyonlarca virüs havaya yayılır. Kişinin virüse karşı bağışıklığı yoksa 1 – 4 gün içerisinde hasta olur. Bu yolla okul, sinema, otobüs ve ibadet yerleri gibi insanların toplu bulunduğu yerlerde yüzlerce kişi hastalık kapabilir. Virüs dış ortamda 2-8 saat canlılığını sürdürebilir. Havada asılı kaldığı gibi, hasta bir kişinin dokunduğu yerlere ( kapı kolu, telefon, masa, merdiven korkulukları, musluklar, paralar vb.)  sağlıklı insanlar temas ettiklerinde virüsü alırlar. Sonrasında ellerini ağızlarına ve gözlerine götürdüklerinde, kendilerine virüsü bulaştırmış olurlar. Bu nedenle denilebilir ki; grip hastalığı gündelik hayatta en sık tokalaşma sonrasında yakın konuşma, öpüşme ve kalabalık ortamlarda bulunma ile bulaşır.

            Bulaştırıcılık en yaygın olarak belirtilerin ortaya çıkmasından 1 gün önce başlayıp,    ortalama 4 gün sürmektedir. Hastalığın başlangıcı ile belirtilerin düzelmesi arasındaki süre yaklaşık 7-9 gündür. 

            Grip tedavisi temel olarak istirahat, bol sıvı alımı, beslenmeye dikkat edilmesi ve doktor kontrolünde antigribal, antiviral ilaçların kullanımı olarak planlanır.

            Hasta kişilerin hem daha çabuk iyileşmeleri hem de çevresindekileri korumak için ev istirahati sağlanmalı ve tedavilerine hemen başlanmalıdır. Hastalar ancak ateşleri düştükten bir gün sonra işlerine dönebilirler.

            Öncelikle hasta odaları sıkça havalandırılmalı ve oda mümkünse güneş ışığı almalıdır(virüs UV ışınları ile hastalık yapma özelliğini kaybeder). Hasta ve yakınları gerekirse tıbbi maske takmalı, bulaşma ve korunma yolları anlatılmalıdır.  Sınıflar gibi toplu yaşam alanları da havalandırılmalıdır.

Virüs hava yollarını hassaslaştırdığından, hasta ısı değişikliklerinden, hava kuruluğundan, tozlardan daha çabuk etkilenir ve öksürür. Bu nedenle bol sıvı alımı ve dengeli beslenme sağlanmalıdır. Bitki çayları, C vitamininden zengin beslenme gibi. Ayrıca bulunulan ortamın havasının nemlendirilmesi (buhar makinaları, radyatörlere su takılması gibi) inatçı öksürükle baş etmede etkili yöntemlerdir.

            Hastalığın seyri sırasında ortaya çıkan başta ateş olmak üzere yorgunluk, kırgınlık, ağrı, burun akıntısı, öksürük gibi şikayetler için antigribal ilaçlar ,ateş düşürücü ve ağrı kesiciler alınabilir. Çocuklarda grip hastalığı sırasında ateş düşürücü ve ağrı kesici olarak aspirin kullanılmamalıdır.

            Grip virüslerle bulaşan bir hastalık olduğundan, antibiyotikler ancak gribe bağlı sinüzit, zatürre gibi komplikasyonlar ortaya çıktığında kullanılmalıdır.

            Grip başlıca hava ve temas yoluyla bulaştığından bunlara yönelik tedbirler alınmalıdır. Hastalar öksürürken, hapşırırken ağız ve burunlarını tek kullanımlık mendille silmeli, işlemden hemen sonra çöpe atmalıdır. Eğer mendil yoksa kolun iç tarafı ağzı kapatmak için kullanılabilir.

            Eller sık sık tercihen sıvı sabun ve su ile köpürtülerek yıkanmalı ve kağıt havlu ile kurulanmalıdır. Bu amaçla alkol içeren el antiseptikleri de kullanılabilir ( %60-80’lik alkol ile virüs hastalık yapma yeteneğini kaybeder). Hastanın yaşadığı ortamda kapı-pencere kolları ve merdiven korkulukları alkollü solüsyonlarla silinmelidir. Hastalık sırasında öpüşmekten ve tokalaşmaktan kaçınılmalıdır.

     Gripten korunmak için grip mevsimi başlamadan, grip aşısı yaptırılabilir. Eylül-Kasım ayları aşılma için en uygun zamanlardır. Korunma aşılamadan 10-15 gün sonra başlar üçüncü haftada en yüksek seviyeye ulaşır. Grip olduktan sonra yapılan aşıların hastalığın tedavisine bir katkısı yoktur.