Çanakkale Boğazı tarihin en eski dönemlerinden beri birçok medeniyetin beşiği olmuş ve birçok istila yaşamıştır. Bunun en büyük nedeni hiç kuşkusuz ki jeopolitik konumunun önemli olmasıdır. Bu konumun önemli olma nedeni Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan geçit olması ve İstanbul’a olan yakınlığıdır. Ayrıca Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler açısından da çıkış noktasıdır.

                20.yy Osmanlı Devleti için birçok felaket getirmiştir. Trablusgarp ve Balkan Savaşları yenilgileri ardından Ocak 1914’de Ordu’nun ıslahı yapılmış ıslah çalışmaları devam ederken, dış politikada da müttefik arayışları başlatılmıştı. İngiltere ve Fransa’ya ittifak önerilmişse de bu girişimlerden sonuç alınamamış; Almanya ile 2 Ağustos 1914’de ittifak kurulmuştur; Alman Generali Von Seeckt “Kadavra ile Evlenilmez.” Sözünü bu ittifak sebebi ile söylemiştir.

                10 Ağustos 1914’de Goeben Zırhlısı’yla Breslau Kruvazörü Boğazdan içeri girmiş ve bu gemilerin bir başka belgede satın alındığı belirtilmiştir. Bu gemilerin geçişinin ardından Boğaza 24 Parçalık İngiliz ve Fransız zırhlısı keşfe gelmiştir. Bundan sonra olaylar hızla gelişmeye başlayacak ve 11 Kasım 1914’de Osmanlı Devleti Rusya ve İngiltere’ye resmen savaş açacaktır.

                Osmanlı Devleti, Müttefiki Almanya’yı Avrupa’da rahatlatmak için Ruslara karşı Güney Kafkasya ve Kuzey İran’dan saldırılar düzenleme amacı ile 22 Aralık 1914’te Kafkas Cephesi’ni açtı. Ruslar yaptıkları ittifak neticesinde İngilizlere başvuruda bulundular. Bunun ardından İngilizler de bir saldırı planı hazırlayarak Hem Kara Hem de Deniz Harekâtı için planlamalar yapmışlardır. Bunun amacı hem boğazdan deniz yolu ile geçişin zor olması hem de Osmanlı’nın başka cephelere yönlendirebileceği 300.000 civarındaki Osmanlı askerini Gelibolu Yarımadasında tutmayı hedeflemişlerdir.

                Çanakkale Boğazı’na girmek için en önemli yüklenme 19 Şubat 1915’te yapıldı. İnflexible, Trumph, Cornwallis, Albion, Suffren, Bouvet, Galious, Amethist, Vengeance, Agamemnon düşman gemilerinden bazılarıydı ve bu bombardımanlarda Nusret Mayın gemisinin döktüğü mayınlar boğaz savunmasında çok faydalı olmuş ve savaşı uzatmıştır. Buradaki yenilgiler savaşın kara savaşlarına dönüşünü sağlamış ve kara muharebelerinden de yenik olarak ayrılan İtilaf Kuvvetleri boğazı geçememişlerdir. Oysa İngiltere’de daha muharebeler başlamadan, Çanakkale Boğazı geçildikten sonra izlenecek siyaset bellidir.

                Yaklaşık 500.000 insan kaybının yaşandığı bu savaşta, Çanakkale Boğazının geçilememesi sonucunda Rusya’da iç siyaset ve ekonomik durum kötüleşmiş ve Bolşevik Devrimi yaşanmıştır.  Bu savaş Balkan Bozgununun da izlerini bir nebze silmiştir. Bu savaş İstanbul’u savunma savaşıdır ve bu savunma gençlik hareketidir. Bu savunmada birçok yaş grubundan kişi ve birçok aydın katılmıştır.

Hiç şüphesiz ki her milletin tarihinde önemli yer edinmiş, sonuçları itibari ile de ulusların gidişatını değiştirmiş savaşlar vardır. Çanakkale Savaşları da bu savaşlardan biridir. Bu nedenle Türk Milleti’nin hafızasına kazınmış ve üzerinden geçen yıllara rağmen hala coşku ile anılan ve anılmaya devam edecek mücadelesi olmuştur.